17 Mart 2015 Salı

UZUN BİR ARADAN SONRA


      İki buçuk aydır hiç bir şey yazmadım. Neden?
      Sıradan ve tekdüze bir hayatım var. Çok ekstra olaylar olmuyor. Günler birbirinin aynısı gibiler. Ufak tefek farklılıklar oluyor tabi. Ama çevremdeki herkesinde aynı şeylerden şikayet edeceğini düşünüyorum. 
     İşim yılın ilk 6 ayında çok yoğun oluyor, sonraki 6 ay ise işlerim hafifliyor. Ara da sırada olan es'lerde kendime ve yapmak istediklerime zaman ayırabiliyorum. Bu hafta işte o es'lerden biri. Fazla işim yok. Bu hafta benim.
      Bugün pırıl pırıl bir güneşle ve içimde bir yazma hevesi ile uyandım. Kedilerimi, kitaplarımı, Bursa'da başlayan Kitap Fuarını yazayım istedim. Kader bu ya, iş yerime geldim, bilgisayarımı açtım. Kısa bir süre sonra ekranımın arkasından dumanlar çıkmaya başladı. Pis bir plastik yanığı kokusu ile birlikte. Panik oldum (ya patlarsa), hemen ekranımı kapatıp odamdan çıktım. 
       Bilgi işlemdeki arkadaşlarımız yeni bir ekran getirip taktılar. Bu arada benim yazma isteğim kayboldu. Yazmaya başladım ama bakalım ne kadar sürecek.
      Önce kedilerimi anlatayım. 22. Aralık'ta Yumoş'um 5 yavru dünyaya getirmişti. Bir tanesi 24 saat, diğeri 72 saat yaşadıktan sonra öldüler. Anne karnında çok beslenemediklerini veya gelişemediklerini düşündüm fazla üzülmedim.
          Kalan üç yavrumu büyüttük. Evde 3 büyük, 3 küçük, 6 kedi ile yaşamak nasıldır, bileniniz var mı? Büyük çoğunluğun çok zor bir şey olmalı diye düşündüğünü zannediyorum. Ama değil. Çok zevkliydi. Eşim,  oğlum ve çok sevgili yardımcımın da desteği ve sevgisi ile gayet güzel büyüttük. 
      Gün geldi, daha önce büyüsünler sana yavrulardan birini veririm dediğim arkadaşım, kedisini istedi. Verdim, verirken sakindim, yapması gerekenleri bir bir tarif ettim. Kapıyı kapatınca birden çöktüm ve uzun bir ağlama nöbeti geçirdim. Arkadaşıma sakın bana kediden haber verme, başına bir şey gelirse bilmek istemiyorum demiştim. Arkadaşım kediyi götürdükten bir saat kadar sonra aradı, fotoğraflarını yolladı. Sonraki günlerde de ara ara bu devam etti. Arkadaşımın kedi sevmeyen kocası, şimdi bir kedi aşığı. Evdeki herkes çok seviyor. Yaptığı yaramazlıkları görmezden geliyorlar. Bu arada ben ona Badem ismini koymuştum. Verirken arkadaşıma etkilenmesin diye söylememiştim. Ne tesadüftür ki o da ismini Badem koymuş.

       İkinci kedimi de kayınbiraderimin  ortağına vermek üzere söz vermiştim. Bu hafta sonu onu da gelip aldılar. Bir aileyi daha kedi manyağı yaptım. İyi bakılacağını biliyorum ama gene de o gidince de ağladım. Onun adı da Afrodit olmuş.
       Üçüncü ve erkek olan yavrum bana kaldı. Tarçın koyduk adını. Afrodit gideli 3 gün oldu. Tarçın hala her kapının arkasında, dolapların içinde onu arıyor.Devamlı bağırıyor. Yalnız eşimin kucağında susuyor ve uyuyor. Galiba kendine sahip olarak onu seçti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder