Geçtiğimiz pazar günü oğlumun okulunda bir konferans vardı. Konusu ve konferansı verecek kişiler ilgimi çektiği için gitmek istedim. İyi ki de gitmişim.
Konu: Dijital Çağın Sosyal Beyinleri
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü’nden Prof. Dr. Soner Yıldırım,
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’ndan Serkan Karaismailoğlu
Empati kurmadan 3 boyutlu düşünmeye, işitmeden ayrıntıları daha fazla hatırlamaya kadar tüm bu özellikler dişi ve erkek beynin arasındaki farkı yansıtıyor. Cinsiyetten bağımsız hormonların etkisiyle oluşan beynin cinsiyeti, öğrenme sistemini de etkiliyor. Uzmanlara göre testosteron beynin cinsiyetini belirliyor ve oran arttıkça beyin erkekleşiyor.
Dişi ve erkek beyninin öğrenmeye etkilerini inceleyen eğitim uzmanlarına göre, beynin de bir cinsiyeti var ve dişi beyin işitmede, konuşmada daha başarılı. Erkek beyni, üç boyutlu düşünebilme ve yer-yön konumlandırmada öne çıkıyor. Motivasyon, dikkat, tutum gibi duygusal özellikler, insan beyninin fizyolojik yapısıyla ilgili. Dişi ve erkek beyni arasında fark oluşmasında en önemli etken ise anne karnında maruz kalınan testosteron hormonu.
Duygusal bağ yoksa, kalıcı öğrenme de yok
Yapılan çalışmalar beynimizin bir cinsiyeti olduğunu gösteriyor. Hayatımızda her tecrübe yeni beyin anlamına geliyor ve duygusal bağ kurmadığı hiçbir şeyi kalıcı olarak öğrenmiyor. Beynin ödül-ceza, hareket, sözel ve duygu hafızası var. Kaotik olarak çalışan bu organ kadın erkek cinsiyeti diye ayrılıyor ve bu biyolojik cinsiyetten bağımsız.
Beyin cinsiyeti kapsamında ele alınan bulgular tümüyle öğrenme, hafıza, empati gibi bilişsel işlevlerin farklılığı ile ilgili. Bu farklılıkların cinsel yönelim ve davranışlarla ilgisi yok. Erkek ve dişi beyni farklılığının oluşmasındaki en önemli etken, bebeğin anne karnında iken maruz kaldığı testosteron hormonu. Testosteron özellikle beynin sol yarıküresinin gelişimini geciktiriyor. Bu da sol yarıkürenin daha fazla dış etkene maruz kalmasına neden oluyor. Bu hormon daha çok erkek bebek kaynaklı olduğu için erkek beyninde sol yarıküre, sağ yarıküreye göre farklı bir gelişim gösteriyor. Yani ne kadar çok testosterona maruz kalırsa o kadar erkek beyinli olunuyor. Özellikle annenin hamilelik dönemindeki beslenme alışkanlıkları, iklim, stres durumu gibi koşullar testosteron üretimi üzerinde etkili. Bu nedenle biyolojik cinsiyetiniz ne olursa olsun, beynin gelişimi sırasında maruz kaldığınız testosteron beynin cinsiyetini belirliyor.
Erkek veya dişi beyni arasındaki farklılıklar
Dişi beyni özellikle işitme ve konuşma konusunda erkek beynine göre daha başarılı. Bunun nedeni, bu merkezlerin sol yarıkürede daha baskın olması. Cisimleri üç boyutlu düşünebilme ve yer yön konumlandırma becerilerinde erkek beyni daha iyi. Dişi beyni empati konusunda daha yetenekli ve daha geniş frekans aralığını işitebilme yeteneği ve yüz tanıma konusunda başarılı. Beyinde duygusal hafızanın oluşmasında amigdala adlı bir yapının önemli rolü var. Erkek beyni sağ amigdalayı aktif biçimde kullanırken, dişi beyni solu kullanıyor. Bu fark nedeniyle dişi beyni duygusal olaylarla ile ilgili ayrıntıları daha kuvvetli hatırlayabiliyor. Dişi beyinde yarıküreler arasındaki iletişim daha kuvvetli. Bu sayede aynı anda birden fazla iş yapma konusunda daha başarılı olurlar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder