14 Kasım 2014 Cuma

KİTAPLARIM - TEK KİŞİLİK DİN


     Romanın ana karakteri, yalnızlık üzerine düşünürken Kierkegaard, Nietzsche gibi felsefecilerin, Octavio Paz, Michel Tournier, Fyodor Dostoyevski gibi romancıların metinlerini kazıyan, modern dünyada "tek başınalığın" anlamını sorgulayan bir yazar. Alt kat komşusunun profesörün öldürülmesi üzerine başlayan cinayet soruşturması, bu olayla başlayan bir aşk hikayesi, yalnızlık üzerine felsefi metinlerin taranması kitapta anlatılıyor.
     "İnsanın yakınlarında kendisi gibi birisinin olması -ama iki tarafında sınırlarında, ötekini rahatsız etmeden durması."(15)
     "Bir polisle eşit olamazsınız -ya yukarıda ya aşağıda yer almalısınız." (22)
     "Zaman geçtikçe, varolan her şey gibi, geçmiş de değişiyor." (45)
     "Yaşamak kökten bir yalnızlıktır.
     Bütün insanlar yaşamlarının en az bir döneminde kendilerini yapayalnız bir kişi gibi duyumsarlar. Ve de gerçekten yalnızdırlar. Yaşamak, gizemli bir gelecekte varacağımız yere gitmek için geçmişte bulunduğumuz yerden yola koyulmak demektir. Yalnızlık, insan duygusunun en derindeki gerçeğidir. İnsan özlemdir, kavuşmak için aranıştır." (52)
      "Yalnızlık veya yalnız kalma bir insanın boşluk duygusu ile karışık kendini  dünyadan kopmuş hissetme duygusudur. Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur. Yalnızlık çeken insan kendisini toplumdan kopmuş hisseder. Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker. 
     Yalnızlık duygusu sıradan bir yalnız olma halinden değişiktir. Bazen insanlar bilinçli olarak tek başına kalmayı tercih eder. ve yalnız olmaktan zevk alır. Bu yalnızlık duygusundan farklı bir durumdur.Yalnızlık duygusu istek dışı bir yalnız kalma halinde ortaya çıkar. Yalnızlık duyan insan terk edilme, dışlanma, depresyon, güvensizlik, umutsuzluk, anlamsızlık, değersizlik ve kızgınlık duyguları ile doludur." (53)
     Ne demiş Kundera Amca, "İnsan bir başkasıyla yüz yüzeyken, asla kendi olma gibi olma özgürlüğüne sahip değildir; birinin gücü, diğerinin özgürlüğünü sınırlar." (55)

     "Tanrı yoksa her şey mübahtır."     Karamazov Kardeşler -Dostoyevski

Hristiyan Quaker akımı ile Müslüman Melamiler arasındaki benzerlikler...
        Quaker'ler, Tanrı'ya kılavuzsuz ulaşılabileceğini, insanın kendi iç deneyimleri ile manevi yükselişini tamamlayabileceğini savunuyorlar. Kiliseyi ve ruhban taifesini reddediyorlar. Barışçıl ve insan sevgisini esas alıyorlar. Evlenmiyorlar.(148)
      Melamilik, alevi-sufi kaynaklarından gelen bir tasavvuf akımı. "Bir elin verdiğini öteki görmeyecek" ayetinden yola çıktığı söyleniyor. Tasavvuf ve tarikat, Tanrı'ya ulaşmak için bir yol olsa da, zikire değil, fikre önem veriyorlar. Allah'a ulaşmak, ancak Hakk'a bağlanmak, halkın içinde ekmeğini yaptığın işle kazanmak, yaşayarak, halka hizmet ederek, tevazu ve aşkla gerçekleşir diyorlar.(149)
     İbn Tufeyl, "doğanın ıssızlığı içindeki bir insan, kendi kendine, kılavuzsuz olarak, gözleyerek, aklını kullanarak Tanrısal bir bilince erebilir." diyor.(161)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder