22 Mayıs 2018 Salı

KİTAPLARIM - RÜZGARIN ŞARKISINI DİNLE




Maşallah kimse nazar değdirmesin bu günlerde güzel okuyorum. Murakami çok sevdiğim ve bu ana kadar tüm eserlerini okuduğum bir yazar. Bu kitap yazarın ilk kitabı. Çok sevmedim. Güzeldi ama okumasa da olurdu. Yalnız kitabın sonunda nasıl yazar olduğuna dair bir kısım vardı ki, orası için kitap alınır ve okunmalıdır. Tavsiyem bu yönde. Kitaptan,
Ortaya çıkan şeyi okuduğumda hiç mi hiç etkilenmemiştim. Kitabım bir romanda olması gereken şeylere sahipti ama sıkıcıydı ve hoşuma gitmemişti. Eğer yazar bile bu şekilde hissediyorsa, okurun tepkisi muhtemelen daha olumsuz olacaktır.
“Karmakarışık, bilgece bir şeyler yazmaya çalışmayı bırak” dedim kendi kendime. ‘Roman’ ve ‘Edebiyat’ hakkındaki tüm yerleşik düşüncelerini unutup duygu ve düşüncelerini sana geldiği haliyle kaydet, özgürce, canın nasıl istiyorsa öyle”
Dil sade olmalıydı, düşüncelerim anlaşılması kolay bir şekilde ifade edilmeliydi, betimlemeler konu dışı fazlalıklardan arındırılmalı, tarzı belirginleştirilmeli ve her şey sınırlı büyüklükteki kaba sığmalıydı.
Dilin olanaklarını hayal edebildikleri her ölçüde deneyimlemek, yazarların doğal hakkıdır – eğer bu maceracı ruh olmasaydı yeni bir şey üretilemezdi.

1 Mayıs 2018 Salı

KİTAPLARIM - KAPPA



Kahramanımız akıl hastanesinde yaşayan 23 numaralı bir hastadır ve bulduğu herkese öyküsünü anlatmaktadır. Bir gün dağa tırmanmak için sisli bir havada yola çıkmıştır. Ormanda tesadüfen bir kappa ile karşılaşır ve onu kovalamaya başlar. Tam yakalayacağı sırada derin bir çukura yuvarlanır ve bayılır. Kendine gelip gözlerini açtığında Kappalar ülkesindedir hastadırir. Özel bir yasayla kendisine vatandaşlık hakkı verilir. Kappa dilini öğrenir ve orada yaşamaya başlar.
Kappalar Ülkesi'ndeki pek çok gelenek insanların dünyasından farklıdır…
Kappa, Japonca sözlüklerdeki tanımına göre bu ülkenin nehirlerinde yaşayan, el ve ayakları perdeli, kafalarının üst kısmı tabak gibi düz, hayali varlıklardır.

Akutagava 1927 yılında yazdığı bu hikâyesinde, idealindeki dünya ile gerçek dünya arasındaki farkı hicve başvurarak anlatır. Değinmediği siyasal, toplumsal ve psikolojik sorun yok gibidir. Yapıtta toplumsal değerlerin göreceli oluşu, savaşın anlamsızlığı, kapitalizmin acımasızlığı, ekonomik sömürü, işçi kıyımları, kadın-erkek ilişkilerinin çarpıklığı, sanatçıların kibri, aydınların yalnızlığı, sansürlerin saçmalığı, ailevi ilişkilerdeki duygusal sömürü dile getirilmekte; din, edebiyat, parapsikoloji, basın-yayın gibi pek çok konu birbiri ardınca ilginç olaylar silsilesi içinde ele alınmaktadır. 
Kitaptaki karakterler : Dr. Çakk, balıkçı Bagg, Patron Gerr, öğrenci Rapp, Şair Tokk, Filozof Magg, müzik dehası Krabak, yargıç Pepp, politikacı Roppe, müzisyen Rokk,
Kappalar çıplak geziyorlar, giyinmiyorlar.
Doğacak çocuklara bu dünyaya gelmek isteyip istemedikleri soruluyor.
Sanatçılardan oluşan bir Üstkappalar Kulübü var. Sanatı sanat için yapıyorlar.
Dişi kappalar, erkek kappaları kovalıyor. Cinsel tacizde bulunuyorlar. 
Resim, edebiyat gibi sanat eserleri herkesin gözü önünde yapıldığı için ve neyi anlattıkları belli olduğu için yasaklanamaz. Ama müziğin neyi anlattığı belli olmadığı için yasaklanabilir.
Dev makinalar üretiyorlar. Üretim makinalarca yapılıyor. Kappalar işsiz kalıyor. İşsiz kappalar kıyma yapılıyor. "Bu ay çok işten atılan var. Et çok ucuz." İşçi kıyım yasası.
Kuoraks Partisinin ilkesi “her şey kappaların çıkarı için” ve “en iyi politika dürüstlüktür”. Parti lideri Ropp’un söyledikleri yalan, herkes Ropp’un yalan söylediğini bildiği için onu dürüst buluyorlar.
Kappaların adeti, birinin çıkarını düşünmeden evvel, kendi çıkarını düşün.
Yaptığın kötülüğü kendi dilinle itiraf edersen, yaptığın kötülükler kendiliğinden zail olur. (yok olur)
Krabak’ın evinde Türk işi sedir var.
Kappalarda idam cezası, kappaya işlediği suçun cinsini ilanen duyurmak. Sinir sistemleri insanlardan duyarlı olduğu için suçu söylendiğinde kafayı bozup kendiliğinden ölüyorlar.
Kappalarda tüm dinlere inananlar var ama en yaygın din “Yerim-Diriman” yerim, içerim, diriyim her an.
Tapınaktaki sunağın üzerinde Hayat Ağacı var. Sarı meyveler iyiliği, yeşil meyveler ise kötülüğün meyvesi.
Yerim-diriman dinine göre ilk dişi kappa yaratıldı. Sonra beyninden bir parça alınarak erkek yaratıldı.
Kaderimizi belirleyen şey, inançlarımız, ortam ve tesadüflerdir.
77 sayfalık bu kitap, akıcı, kolay okunuyor. Tavsiye ederim.