1 Şubat 2018 Perşembe

2018 OKUMA HEDEFLERİM


      Okumayı, kitapları ne çok sevdiğimi beni tanıyan herkes bilir. Bu bloğu izleyen biriyseniz, siz de kitapların ve kedilerin hayatımdaki yerini anlamışsınızdır.  
     Sürekli kitap alırım. Onları biriktiririm. Kitaplığım her zaman düzgündür, sıralıdır. Başkalarına veririm ama geri almak isterim. Kitaplarımın ve okuduklarımın listesini tutarım. Bir kitap manyağı sayılabilirim. Nitelikli edebiyat okumak isterim. Güncel yayınları takip ederim. Yerli yabancı ayırımı yapmadan dengeli okumaya çalışırım. Çevreme de okumaları için baskı yaparım.
     2017 yılını 52 kitap ile bitirdim. Bu benim için iyi bir sayı. Bir kez de 2002 yılında 52 kitap okumuştum. Diğer senelerim maalesef daha az sayıda.
    2018 hedefimi 70 kitap olarak belirledim. Instagramda bulduğum bir meydan okumaya katıldım. #bizimbüyükchallengeimiz
35 maddelik bir liste. Okuma hızıma katkısının olduğunu söyleyebilirim.
     Şimdi gelelim okuduğum kitapların kısa tanıtımlarına,

     
     Nermin Yıldırım'ın okuduğum 3. kitabıydı. Çok beğendim ama Rüyalar Anlatılmaz mı Unutma Dersleri mi derseniz arada kalırım.

     Evli bir kadın olan Feribe, kendi gibi evli olan bir adama aşık olur. Ne yazık ki bitmek zorunda olan bir aşktır bu. Aşk acısıyla boğuşan Feribe, acı veren tatlı hatıralarından kurtulmak için soluğu Mazi İmha Merkezi'nde alır. Ne var ki burada verilen unutma dersleri ve her hafta yapmak zorunda kaldığı ödevler, hayatını büsbütün allak bullak edecek, kahramanımız bir yandan sabık sevgilisini unutma yolunda ilerlerken bir yandan da aklının köşesinden bile geçmeyecek maceralara sürüklenecektir. Geçmişi ve bu gününde evliliğinde ve iş hayatında yaşadığı sorunlar olayları iyice karıştırır. Unutmak istenilen hatıralar önce hatırlanır, sonra yası tutulur, affedilir ve şükredilir.


     Seray Şahiner'den hiç okumamıştım. Genç ve harika bir yazar. Çok beğendim.
     Ailesi ile büyük şehre göçen Leyla, babasının bulduğu işe girer ve bir konfeksiyon atölyesinde çalışmaya başlar. Ustabaşı Ömer'e aşık olur. Aşk ve evlilik hayalleri kurarken atölye sahibinin tecavüzüne uğrar. Artık lekeli bir kızdır ve yaşlı birine kakalanması gerekmektedir.
     Acilen bulunan yaşlı ve zengin koca ile evlenince sonuç bir gazetenin 3. sayfa haberi olmaktır.

     
     Ercan Kesal'dan da hiç okumamıştım. Çok sevdiğim bir kitap 
dostu arkadaşımın tavsiyesi ile aldım. Okurken sık sık ağladım, ara sırada güldüm.
     Ercan Kesal dünü, bugünü harmanlayarak kendi hayatından kesitler anlatmış. Arka planda canım ülkemle birlikte. 


     1930'lu  yıllarda, Moskova'da iki yazar, bir bankta oturmuş, İsa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığını tartışmaktadırlar. Birdenbire, yandaki bankta bir adam şekillenir ve sohbete karışır.         Düzgün bir Sovyet vatandaşı gibi görünmektedir, ancak geleceği okuma yeteneğine sahiptir ilginç yabancı. Örneğin, yazarlardan birine öleceğini söyler, yazar gerçekten çok kısa bir süre sonra ölür. İkinci yazar ise, gene yabancının önceden bildiği gibi delirir ve akıl hastanesine kapatılır. Yabancı dediğimiz kişi ise, sosyalist Sovyet toplumunu ziyarete gelmiş olan şeytanın ta kendisidir ve bu kez adı Woland'dır.   
     Woland ve yanındaki yardımcıları, Moskova'da fantastik bir alt üst oluşa neden olurlar; tıkır tıkır işleyen pek çok mekanizma, Bulgakov'un keskin kara mizahıyla parçalanır, dağılır, bozulur. Bu sırada, akıl hastanesine yatırılmış olan yazar, orada bir 'Usta'yla karşılaşır; 'Usta', ona kendi yazdığı, Pontius Pilatus'la ilgili kitabı, ayrıca Margarita'ya olan aşkını anlatır, ki zaten aklını kaybetmesine neden olan da, kaleme aldığı romandır. Tabii şeytan da, Bulgakov'un müthiş canlandırma gücüyle kılıktan kılığa girmekte, romandaki her öyküye nüfuz etmektedir. 




     Pilar, aniden ortadan kaybolan kocası Eyüp’ün başına kötü bir şey geldiğinden şüphelenmektedir. Çünkü kocasının habersiz
ortadan kaybolması için bir sebep yoktur.

   Polisi arayan Pilar kocasının İstanbul uçağına binerek memleketine gittiğini öğrenince çaresizce evde beklemeye dayanamayıp soluğu İstanbul’da alır ve orada kocasının yıllardır görüşmediği ve kendisinin de ilk kez tanıştığı ailesinin yardımıyla Eyüp’ü bulmaya çalışır. Uyku problemleri çeken, uykuları kâbuslarla bozulan, ancak uyandığında hiçbirini hatırlamayan Eyüp’ün bir psikoloğun tavsiyesiyle tuttuğu rüya günlüğü de Pilar’ın yanındadır. Ancak günlüğün sayfaları ilerledikçe rüyalar kâbuslara devşirilecek, korkunç bir aile sırrı ortaya çıkacaktır.



     2010 yılında Granta'nın İspanyolca yazan en iyi yirmi iki romancı arasında gösterdiği Şilili genç yazar Alejandro Zambra, üçüncü romanı Eve Dönmenin Yolları'nda belleğimizdeki lekeleri kazırken geçmiş ve şimdiki zaman arasında bocalayan insana kendine dönüş yolunu gösteriyor. Eve Dönmenin Yolları'ndaki yazar adayı anlatıcı tek başına yaşıyor, bolca sigara içiyor, kadınlarla birlikte oluyor, romanını yazmaya çalışıyor. Bu sırada da geçmişin izini sürüyor. Anlatıcıyla birlikte okur da Pinochet diktatörlüğünde yaşanan zor zamanlara, büyük 1985 depreminin acı kayıplarına, çocukluk aşklarına, hayal kırıklıklarına dönüyor.

     Çok sevdiğim Murat Gülsoy'un ilk kitabı bu kitap. On iki öyküden oluşuyor.
     Ejderha Dövmeli Kız adlı kitabından sonra Stieg Larsson'u takip etmeye başlamıştım. Serinin üçüncü kitabının yayınlanmasından sonra maalesef Larsson öldü. Neyse ki David Lagercrantz seriye devam etti, hem de Larsson'u aratmayacak seviyede. 
      Lisbeth Salander son olaydan sonra atıldığı hapishanede bile adaletin temsilcisi olmaya devam eder. Maksimum güvenlikli birimin duvarlarının ardından kışkırtılan ırkçı ve dinî çatışmalara göz yummaz. 
     Mikael Blomkvist her hafta uzun bir yol gidip Lisbeth’i hapishanede ziyaret eder, bu ziyaretlerinden birinde acılarına çare olacak bir ipucu yakalar. Mikael açısından Millennium için de güzel bir haber olabilir bu. Lisbeth açısından ise çocukluğunda saklı kalan gerçeklerin gün yüzüne çıkması demektir. 
       Fakat gerçeklere erişmek o kadar da kolay olmayacaktır; Kayıt ismini verdikleri habis deneylerin ardındaki bilim insanları bu konunun üstünün uzun süre önce örtüldüğünü düşünüyordur ve öyle kalması için de ellerinden geleni yapacaklardır.
      Salander geçmişinin gizemini çözmeye ve anılarındaki kadını bulmaya çok yakın olduğunu biliyordur; boynunda çocukken ona bir ejderhayı anımsatan doğum lekesi olan kadını… Salander her ne pahasına olursa olsun intikamını alacaktır. Bir çok ikizi ayıran ve farklı ailelere vererek ikizler üzerinde deney yapan kadını ve arkadaşlarını..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder