Aslı E. Perker’i 2011 yılında “Sufle” adlı romanı ile
tanıdım, çok sevdim. İçimde yer etti. Sevdiğim
arkadaşlarıma tavsiye ettim. Onlarda sevdiler. “Ne yazarsa okurum” sınıfına
girdi benim için.
Yazarın ilk kitabı “Başkalarının Kokusu”nu henüz okumadım.
İkinci kitabı “Cellat Mezarlığı”nı yakın zamanda bulup
aldım. Bir solukta okudum. Aynı Orhan Pamuk’un “Kafamda Bir Tuhaflık” kitabını
okuduğum zaman duyduğum hisleri bu kitapta da duyuyorum. Olay bir yerlerde
devam ediyor ve ben takip edemiyorum. Oğlumla konuşurken acaba Fuat’ın annesi
gibi miyim? Diye düşünüp, kendime ayar çekiyorum. Oğlumu sıkmamaya, sorguya
çekmemeye çalışıyorum. Bir bacağı diğerinden kısa mezarlık bekçisi İsa’nın
yalnızlığını hissediyorum. Gece kulübesinin önünde otururken gördüğü boğaz manzarasını,
mezarlara ve mezarlarda yatan merhumların yakınlarına bakarken ki gözlemlerini
düşünüyorum. Hiç tanımadığı insanları görev aşkıyla duygusuz bir şekilde
öldüren Hamit’i, suç dünyasına hesapsız kitapsız girmeye çalışan çağımızın
uyanık delikanlısı Lütfü’yü.
Olaylar devam ediyor, ben takip edemiyorum.
“Sufle” yazarın üçüncü romanıydı. “Bana Yardım Et” ve “Vakit
Hazan” çıkar çıkmaz okudum. Sevdiğim bir yazar tavsiye ederim. En çok da “Sufle”
yi ve “Cellat Mezarlığı”nı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder